Photo 1454702762838 A6df8cc3517f

Kurumsal vs Girişim

Bu konu ile ilgili birçok yazı mevcut biliyorum. Fakat ben sizlere kendi yaşadıklarımdan gözlemlediğim, son derece temel birkaç farktan bahsetmek isterim. Profesyonel kariyerimde 8 aylık kurumsal, 24 aylık da girişim deneyimim oldu. Henüz iki alanın da uzmanı değilim. Fakat bu aşamadan sonra birisini diğerinden daha çok tanıyacağıma ve kıyaslama yaparken çok da objektif olamayacağıma inandığım için bu yazıyı hemen yazmalıyım diye düşündüm. Neticede, yeni mezun birinin iş hayatına atıldıktan sonra muhtemelen yaşayacağı ilk tecrübeleri konu alan bir yazı oldu. Keyifli okumalar.

Kolay Okuma Notu: Yazıdaki başlıklar altındaki ilk önermeler kurumsal hayattan, ikinci önermeler ise girişim dünyasından olacaktır.

Başlangıç

Kurumsal bir işe başlamak için yapılması gerekenler bildiğiniz gibi iş başvuruları yapıp mülakatlara girmektir. Başvurduğunuz firmanın önceden belirlenmiş aşama ve sorularından geçmeniz gerekmektedir. Yerine göre başka adaylarla yarışma ihtimaliniz oldukca yuksektir.

Eğer kendi işinizi kurmak niyetindeyseniz, kendi mülakatınızı kendiniz yapmanız gerekecektir. Evet, masanın her iki tarafında da siz varsınız. “Bu iş için uygun musunuz”, “Beklentileriniz nelerdir”, “Teknik yeterlilikleriniz nelerdir”, “Şirketinize uzun yıllar hizmet edebilecek misiniz” gibi sorulara yine cevap vermek durumundasınız. Tek fark, ikna etmeniz gereken kişi başvurduğunuz şirketin İK sorumlusu değil, sizsiniz.

Kazançlar

Kurumsal bir işte maaşınızı değerlendirme hakkına sahipsinizdir. Beğenmediğiniz bir maaşın karşılığında mümkünse yükseğini talep eder, mümkün değilse işinizi değiştirmeyi düşünürsünüz. Ayrıca yan haklarınız vardır. En değerlisi, genelde ilk yılın sonunda hak edeceğiniz yıllık izin. Bunu özel sağlık sigortası, bireysel emeklilik desteği, özel hayatınızda kullanabileceğiniz bir takım üyelikler vb. haklar takip eder.

Eğer sıfırdan başlıyorsanız (yazının teması bu varsayımda devam edecektir) girişimde –sürdürülebilir bir yapıya gelene kadar- stabil bir maaştan bahsetmek pek mümkün değildir. Öz sermayeden kurulmuş bir şirkette, kendi paranızı tekrar maaş olarak alıyor olmak zaten mantıklı değildir. Kazandığınızı da büyüyebilmek için tekrar işinize yatırmanız gerekir. Yan haklardan söz etmeye gerek bile yok ne yazık ki. Psikolojik savaşın en çok hissedilen yanı da budur.

İş tanımı

Sigortalı çalıştığınız bir şirkette “iş tanımınız” vardır. Genellikle iş hayatına yeni başlayan bir çalışan, zincirin son halkasıdır. Çok az sorumluluğunuz vardır. Fikriniz pek fazla sorulmaz.

Kendi işinizde kimse size yapmanız gerekeni söylemeyecektir, sizin yerinize planlamalar yapıp görevler çıkarmayacaktır. Bu özgürlük gibi görünse de ‘büyük sorumluluk’ demektir. İş tanımınız genel hatlarıyla çizilmiş olsa da, kurumsal bir işte olabilecek bütün departmanları ‘iyi kötü’ yönetebilmeniz gerekmektedir.

Sorumluluklar

Kurumsal hayatta en büyük sorumluluğunuz aldığınız maaşın karşılığını şirketinize vermektir.

Girişiminizde ortaklarınıza, çalışanlarınıza, yakınlarınıza, -varsa- yatırımcılarınıza, kısacası sizin için fedakarlıkta bulunan herkese karşı sorumluluklarınız vardır. Onların size verdiklerini suistimal edemezsiniz.

Efor

‘Daha fazlasını’ veya ‘daha iyisini’ yapmanız zorunlu değildir. İşinizi iyi yaptığınız sürece maaşınızı almaya devam edersiniz. Zorunlu olmadıkça ek mesai yapmanız gerekmez. Kimi zaman ek mesai yapsanız bile maddi olarak karşılığını alırsınız.

İyi bir girişimin temel amacı hızlı büyümektir. Bu nedenle, mümkün olduğunca ‘en iyisini’ yapmanız veya yaptırmanız gerekir. Sıfırdan başladığınız için yapmanız gereken çok şey vardır ve kaybettiğiniz zaman sizi yavaşlatacağı için mesailerinizin süre kısıtı yoktur.

Ekip

Çalıştığınız şirkette ekip arkadaşlarını seçme özgürlüğünüz kısıtlıdır. Genellikle bulunduğunuz ortamdaki insanlarla iyi geçinmeye çalışırsınız. Şanslıysanız bir ailenin içinde olursunuz, şanssızsanız bir kabusun.

Bir girişimde en önemli konu ekiptir. Ortaklarınız adeta hayatlarınızda da ortaktır. Çalışanlarınız ailenizdir. Onların sorunları sizin sorunlarınızdır. Heyecanlar, hayaller, mutluluklar ortak olmak zorundadır. Gerçek ivmeyi getirecek şey budur.

Hız

Ortağım Umutcan Duman’ın söylediği gibi, kurumsal hayat ‘fil’ gibidir. Aksiyon alması için büyük efora ve uzun zamana ihtiyaç duyar.

Bir girişim her an –kendi ölçüsüne göre- büyük aksiyonlar alabilir. Günler, hatta saatler içerisinde prototip hazırlayıp müşterinin önüne çıkabilir. Mazeret kabul edilmez, ‘iş bitirilir’.

Risk

Kurumsal bir işte en büyük risk işten kovulmaktır, ki genelde bu da sizin elinizdedir.

Girişimde en tehlikeli unsur risktir. Her gününüz risk içerir. Attığınız çoğu adım risklidir. Ne kadar stabil görünse de, bir gün sonrasında herşeyinizi kaybetme riskiniz vardır. Uzun süreler hayatta kalabilmenin tek yolu riskleri önceden görüp, onlarla baş edebilmektir. Bunu yapabilecek donanımda değilseniz er geç teslim olursunuz.

Sonuç

Elbette bu farklar sadece bir kısmı. Neticede her ikisinin de zorlukları, rahatlıkları, ve kazançları ayrıdır.

Bana sorarsanız, kısa ama güzel bir kurumsal hayatın ardından kendimi oraya ait hissetmeyerek, Evreka ile girişim dünyasına atıldım. Bu güne kadar aldığım en doğru kararlardan biriydi. Etrafıma baktığımda fark ettiğim üzere, işinden memnun olmayan çok fazla insan var. Kişisel tavsiyem, kendinizi ve isteklerinizi iyi tanıyın. Sizi bağlayan şeylerden arınıp, özgür düşünme ortamına erişin, ve hayatınızla ilgili kararlar almaya odaklanın. Unutmayın ki, ne olursa olsun, profesyonel hayatın ilk 2 senesi kesinlikle adayın kendini tanıması ve geleceği ile ilgili kararlar alması sürecidir ve bu süreçte geçirilen hiçbir zaman kayıp değildir.

photo-1454942901704-3c44c11b2ad1

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir